19 Aralık 2009 Cumartesi

Madur Olmak...

Yeni tanıştığım iki arkadaşımla konuşuyorduk. Birden konu eşcinselliğe geldi. Yani aslında tam geldi de denilemez sadece bir şekilde bahsi geçti. Biri "ıyy ne kadar iğrenç ve sapıkça. berbatlar." gibi bir yorumda bulundu. Diğeri de "katılıyorum öğğ" benzeri birşey dedi. Ben bunun ne kadar garip bir tepki olduğunu, onları neden yargıladıklarını anlamadığımı, saygı duymaları gerektiğini söylediğimde; "saygı duyulacak bir şey değil" cevabını aldım. Sonra kızın neye saygı duyup duymadığını ve kriterlerinin neler olduğunu çok merak ettim.

Çoğu heteroseksüel erkek, eşcinselliği şereflerine sürülmüş bir leke gibi görüyor. Bence bunun altında bir korku yatar. Birilerinin öyle bir yönelimi olduğunu gördüklerinde belki de içlerinde bir eşcinseli barındırabileceklerini görüp kendilerinden korkuyorlar. Kendi cinsel tercihleri hakkında şüpheye yol açıyor belki karşısındakinin bu durumu. O korkuyla saldırıyor, yargılıyorlar. Belki de içlerindeki eşcinselin dışarı çıkmasından korkuyor ve onu kaldığı yere gömmek için kendisiyle barışmış o kişileri bastırıyorlar, eziyorlar. Belki doğru olmasa da bu o kadar anlaşılmaz bir durum değil. Kişisel zayıflıklar böyle kötü davranışlara yol açabilir.

Ben bir kızın nasıl başta söylediğim gibi bir tepki verdiğine şaşırdım. Karşımdaki bir erkek olsaydı bu belki daha alışıldık olabilirdi (ki bunun alışıldık olması da çok garip.Sanki her gün gelip yolun ortasına sıçan bir insanın 40 yıl sonra hala her gün gelip sıçtığında çok doğal karşılanması gibi.bunun neden böyle olduğuna biraz sonra değineceğim.).Neden şaşırdım; çünkü aslında eşcinsellerin ve kadınların durumu birbirine çok benziyor. Bu toplumda ikisi de yargılanıyor, eziliyor, saygı görmüyor. Bir kadının evlenmeden önce biriyle cinsel beraberlik yaşaması, onun orospu olması demek oluyor. Ailesi ona kötü gözle bakıp dışlıyor. İleride evlenmek istediğinde karşısına çıkan adam ona bakire olup olmadığını soruyor. Kendisi daha önce bir sürü beraberlik yaşadığı halde kadından bakire olmasını yüzsüzce isteyebiliyor.Toplum bunu kaldıramıyor.Kendi ayakları üzerinde duran, istediği gibi yaşayan bir kadın onların anlayışına uymuyor.Çünkü onlar kadını bir erkeğin istediklerini yapmak için(tek bir erkeğin- o da kocası) büyütülmüş, yalnız başına dışarı çıkamayan, dışarda içince ayıp karşılanan, bir erkekle görüldüğünde cık cık lanan bir "namus" objesi olarak benimsemiş. Eşcinseller de toplumun aynı şekilde baktığı bir kesim. Cinsel yönelimlerini açıklayamıyor, sevdikleri insanla rahatça el ele gezemiyorlar. Aynı bakire olmayan bir kadının rahatsız edilmesi gibi, işe alınmıyor, dayak yiyor, huzursuz ediliyorlar. Pek farkı yok. Her türlü toplum insanları kategorize ediyor ve baskılıyor. Kadını dürtülerini bastırması için, eşcinselleri olmadığı kişiler gibi davranmaları için zorluyor.

O kızın tepkisine şaşırdım evet.Kendi maduriyetinin farkında değildi çünkü. Yargıladığı kişiler de kendisi gibiydiler. Onları yargılarken kendisinin de yargılandığının farkında mıydı acaba? Suç kimde? Erkekler tarafından yargılanmaya göz yuman, hatta hemcinslerini bile bakire olmadığı için yargılayan kadınlarda mıydı, yoksa onları bir eşya gibi kutulara koyarak ayıran erkeklerde mi?Ezen mi suçlu ezdiren mi?

Erkekler kadınlar üzerinde bir baskı kurmuş. Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi buna göz yumulması. Yani bir kadın kafasını kapatıp evde oturmayı, ömrünü bir adamın isteklerine adamayı kendine yakıştırıyorsa; bunu yapmayan kadınlara ayıplar gibi bakıyorsa, kimseyi suçlayamaz. Bir insanın kendini ezdirmeyecek kadar güçlü olması gerekir. Süregelen bir yanlış, herkes tarafından benimsense de doğru değildir. Doğru, yanlış; göreceli kavramlar ama eğer bu, birilerini madur ediyorsa yanlıştır bence. O kızın tepkisine şaşırdım. O kızın zihniyeti de bu zihniyetti. Erkeklerin, toplumun saçma sapan baskıcı düşüncelerini kendi düşüncesiymiş gibi benimsemişti. Sanki bu kendi isteğiymiş gibi davranıyordu.Eşcinseller gibiydi o da.İçindekileri gizlemek zorundaymış, sanki bebek kadar masummuş gibi davranmalıymış gibi, kişiliğini bastırmak mecburiyetindeymiş gibi sanıyordu kendini. Yıllar sonra, hiçbirşey yaşamadan görmeden, ayıp günah diye güdülerini baskılayarak, dünyadan habersiz yaşlandığında anlayacaktı hatasını. Ya da anlamadan geberip gidecekti.Sustum söylediklerini duyduğumda. Allah rahmet eylesin dedim boşa geçecek hayatına.

Bu böyle olmaz. Ayağa kalkın söyleyin kimseniz. Ve yaşayın ne istiyorsanız. Çünkü bir daha gelmeyeceksiniz buraya.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder